"..En yüksek tepelerin doruğuna ne diye tırmanasın ki,sonradan inmek zorunda kalacak olduktan sonra; inince de, yaşamını nasıl oraya çıktığını anlatarak geçirmen mümkün mü? Ne diye yaşar gibi görünesin ki? Neden sürdüresin? Başına gelecekleri şimdiden bilmiyormusun sanki? Olman gereken her şeyi daha önce olmadın mı: anasına babasına layık bir oğul, küçük cesur izci, daha iyisini yapabilecek iyi bir öğrenci, çocukluk arkadaşı, uzak kuzen,yakışıklı asker, yoksul genç adam? Biraz daha gayret etsen,hatta buna bile gerek yok,birkaç yıl daha geçse, orta sınıftan değerli bir meslektaş olacaksın.İyi koca, iyi baba, iyi yurtaş.Eski tüfek. Tıpkı kurbağalar gibi, toplumsal başarının küçük basamaklarını bir bir tırmanacaksın.Geniş ve çeşitlilik gösteren bir yelpaze içinden, arzularına en uygun düşen kişiliği seçebiliceksin, tam senin ölçülerine göre titizlikle biçilmiş olacak. Nişan verilecek mi sana? Kültürlü mü olacaksın? Ağzının tadını iyi bilen biri mi? Böbrek ve kalp uzmanı mı? Hayvan dostu mu? Boş saatlerini akortsuz piyanonda, sana hiç bir zarar vermemiş olan sonatları katletmekle mi geçireceksin? Yoksa, sallanan bir koltukta, kendi kendine yaşamın iyi yanlarıda olduğunu

tekrar ederek pipo mu içeceksin?
Hayır sen yap-boz oyununun eksik parçası olmayı yeğliyorsun.Tasını tarağını topluyorsun. Şansını hiç denemiyor, hiçbir işe umut bağlamıyorsun. Sabanı öküzün önüne koşuyorsun, her şeyden sıtkın sıyrılıyor, dereyi görmeden paçayı sıvıyorsun, elindekini avucundakini yiyip bitiriyorsun, sermayeyi kediye yüklüyor, palamarı koparıyor,ardına bakmadan çekip gidiyorsun.."
George Perec
Uyuyan Adam